CHP lideri Kılıçdaroğlu, Maltepe'de 10 maddelik manifesto açıkladı
İstanbul Maltepe'de yüz binlerin önünde konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun konuşması şöyle:
"Aziz vatandaşlar benimle birikte 450 kilometreyi kat eden hak arayıcıları. Maltepe Meydanı’ndan bütün İstanbul’a bütün Türkiye’ye gönül dolusu sevgiler."
"9 Temmuz yeni bir adım yeni bir tarihtir. Ankara’da yürüyüşe başladığımızda bir grup yurttaşlarımızı 20 kilometrelik mesafeyi 10 dakikalık molalarla tamamladık. Bize destek verenlere yürekten şükranlarımı sunuyorum. Yol boyunca yürürken araç kullanıcıları bazen kornayla bazen elleriyle bizi yüreklendirdiler. Onlara da buradan şükranlarımı sunuyorum. Bize sofrasını açanlara, hayır dualarım seninledir diyenlere şükran borçluyum yine buradan onlara teşekkürlerimi iletiyorum."
"Yolda bizi protesto eden sevgili vatandaşlarımız vardır. Kimse unutmasın herkese saygılıyız. Birinci sınıf demokrasiyi mutlaka getireceğiz. Bir teşekkürüm de güvenlik güçlerimize. İstanbul’a kadar bütün güvenlik güçlerimiz bu meydana sağlıklı bir şekilde toplanmamız için olağanüstü çaba sarfettiler. Biz yürürken taşkınlık yapacağımızı düşünüyorlardı. Dünyanın en barışçıl yürüyüşünü yaptık."
"Sevgili hak arayışcıları, destek açıklaması yapan siyasi parti ve milletvekillerine, sendikalara, sanatçılara, muhtarlara, engellilere, gazi ve şehit ailelerine, taşeron işçilerin, STK’lara, barolara, mağdur ailelere yürekten teşekkürlerimi sunuyorum. Neden yürüdük? Mazlumların hakkı için yürüdük, tutuklu gazeteciler için yürüdük. Bugün doğum günü olan Sözcü Gazetesi Gökmen Ulu kardeşim doğum günün kutlu olsun, buradan sana selam olsun. Olmayan hak için yürüdük, tek adam rejimine karşı yürüdük, FETÖ’ye karşı olduğumuz için yürüdük."
"FAKİR FUKARAYA ZULMEDİYORLAR"
"Niçin adalet? Farklılıklarımızla birlikte yaşamak için adalet, huzur için adalet. Hak insalığın ortak paydasıdır. Yunus’un dediği gibi zulm ile abad olunmaz. Fakir fukaraya zulmediyorlar, çiftçiye zulmediyorlar, işçiye zulmediyorlar. Zulme karşı durmak bizim namus borcumuzdur. Konfüçyüs der ki; 'Adalet bir kutup yıldızı gibidir. Yerinde sabit durur bütün kainat etrafında döner'."
"ADALET DÜZENİ OLMAYAN BİR DEVLET YAŞAYAMAZ"
"Hazreti Ömer; 'Adalet mülkün temelidir' der. Bütün inançların ortak temeli adalettir. Bütün peygamberler adaletle yönetmiştir. Hak düzeni olmayan bir devlet yaşayamaz, çöker. Önce hak diyoruz, hak, hukuk, hak diyoruz. Politika hak temelli yapılmalıdır, politika köşeyi dönme alanı değildir. Politika memleket için yapılır, vatandaş için yapılır. Politika bölmek değil, gerginlik yaratmak için yapılmaz. Hiçkimsenin etnik kimliğine göre politika yapmayacağız. Yapanlar vatan hainidir. Herkesin inanç tarzına, kimliğine sonuna kadar saygılıyız. Beni o kişi bu ülkede karnı doyarak huzur içinde yaşıyor mu yaşamıyor mu? beni ilgilendiren budur."
"ADALET ARAYIŞININ TER YERİ VARDIR, O DA SOKAKTIR"
"Adalet arayışının tek yeri vardır, o da sokaktır. Adalet, adalet, hak sonuna kadar adalet... Bize diyorlar ki adaleti niye sokaklarda arıyorsunuz. Darbeyi önlemek için sokak iyi, hak aramak için sokak kötü. Sonuna kadar hak diyoruz.
2 tane 15 Temmuz var; bir halkın 15 Temmuz’u, kamu darbeyi önledi. Bu 15 Temmuz bizim onurumuzdur; bir de Saray’ın 15 Temmuz’u var. KHK yetkisi alarak sivil darbenin yolunu açan 15 Temmuz var. Bununla sonuna kadar mücadele edeceğiz. TBMM’nin yetkileri alındı. Saray’daki zat diyor ki 'yıl sonunda ciddi anlamda mahkumiyet kararları gelecek.' Yani diyor ki yargıya ben talimat veriyorum. Bir kişinin suçlu olup olmadığına yargı karar verir. Hatırlayın Ergenekon davalarının savcısıyım diyordu, şimdi de hakimiyim diyor. Senin adaletin bizi yıldırımaz. Ne olursan ol adaleti bu ülkeye getireceğiz. Ergenekon, Balyoz davalarında sahte delillerle kararlar verildi. 20 Temmuz sivil darbesi sonunda delilsiz, Saray’ın ağzına bakarak karar veriyor. Bunu her yerde her ortamda anlatmak bu meydanın ve Türkiye’nin görevidir. Yaşadığımız dönem bir dikta dönemdir."
"TÜM SAVCI VE HAKİMLERE SESLENİYORUM"
"Hakim kimsenin önünde diz çökmez, ayağa kalkmaz, cübbesini iliklemez. Şimdi ben buradan bütün savcı ve hakimlere sesleniyorum. Adaletin hakkını korumak benim kadar sizin de hak ve göreviniz. Dik durun, onurlu durun, ona göre karar verin. Saray’dan talimat geliyorsa, elinizin tersiyle itin. Çocuklarınıza onurlu bir gelecek bırakın."
"FETÖ darbe girişiminin siyasi ayağı ortaya çıksın diye yürüyoruz. Gerçekler ortaya çıksın diye yürüyoruz. FETÖ olayının ayrıntılarını ortaya çıkarmak için uğraşan onurlu savcıların elinden dosyalar alındı ve diğer yerlere sürüldüler. Sivil darbe gerçek darbe girişiminin ayrıntılarını öğrenmeyeliyim diye uğraşıyorlar. FETÖ iddianameleri önce Hak Bakanlığı’na oradan savcılara gidiyor."
"Şu andaki tablo, hak heykelinin gözleri bağlı değil açık, kulakları bağlı değil açık... Gerçek adaleti sağlamak için hakimler, savcılar görevini yapmayıp siyasi otoriterden talimat alıyorsa, siz Türkiye Cumhuriyeti’nin temeline dinamit koyuyorsunuz."
"AYME ÜYELERİNE SESLENİYORUM"
"AYM üyelerine sesleniyorum: Korkmayın. Daha önce karar verdiniz. Şimdi milletvekilleri hapiste. Size başvurmuşlar. Niye korkuyor, niye Saray’ı ürkütür diye korkuyorsunuz. Yarın çocuklarınızın, torunlarınızın yüzüne bakacaksınız. Saray’dan talimat alıyorsanız, o koltukları boşaltın."
"80 MİLYON İÇİN YÜRÜDÜM"
"50-60 kilometrede yürür bırakırlar diyorlardı. Türkiye için yürüdüm, 80 milyon için yürüdüm. Ayrım yapmadan yürüdüm. Bu yürüyüşle ne kazandık. Çekinmeyeceğiz, bu yürüyüşle korku gömleğini çöpe attık. Korkuya teslim olmak bizim topraklarımızda yok. Yalnız olmadığımızı bütün dünyaya duyurduk. Umudumuzu yeniden yeşerttik. Bu yürüyüşle aşımızı, ekmeğimizi paylaşmasını öğrenmek için yürüdük. Konu hak olunca bütün farklılıkları kenara bırakıp kenetlendik. Hep birlikte Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli sayfalarından birini açtık. 80 milyona sevgilerimizi, muhabbetimizi yine gönderiyorum."
"OHAL KALKSIN, TÜRKİYE NORMALLEŞSİN İSTİYORUZ"
OHAL kalksın, Türkiye normalleşsin istiyoruz. Adliyeye camiye politika girmesin, yargı tarafsız ve bağımsız kılınsın. Hapiste gazetecileri olmayan bir memleket istiyoruz. Üniversiteleri susan değil konuşan bir memleket istiyoruz. FETÖ ile mücadeleyi göstermelik değil, siyasi ayağının ortaya çıkartılmasını istiyoruz. TBMM’nin gasp edilen yetkilerinin iade eilmesini istiyoruz. Kadına yönelik şiddetin önlenmesini istiyoruz. Toplumsal barışı bozan antidemokratik uygulamalar kaldırılsın istiyoruz. Bu cennet ülkeyi cennet gibi yapmak bizim görevimiz değil mi? Niye bunu yapmıyoruz."
Biz, 15 Haziran’dan bu yana yürüyen on binler, bugün İstanbul Maltepe’de bir araya gelen yüzbinler, milyonlar olarak bütün Türkiye’ye ve dünyaya sesleniyoruz.
Biz, sadece ve sadece hak istiyoruz. Sadece burada bir araya gelenler için değil, sadece bizleri destekleyenler için değil, herkes için hak istiyoruz.
Biz, 25 gündür, on binlerce ağızdan hep birlikte haykırdığımız ‘Hak, Hukuk, Adalet’ talebimizin çok geç olmadan karşılanmasını istiyoruz.
Biz, siyasete ve toplumsal yaşama Hak Yürüyüşümüzün gösterdiği barışçıllığın hakim olmasını istiyoruz.
Adalet bir haktır. Hak hakkımızdır. Biz hakkımızı istiyoruz.
Adalet mülkün temelidir. Günümüz Türkiye’sinde mülkün temeli ne yazık ki sallanmaktadır. Gün, temelinde hak olan yeni bir toplumsal sözleşme yapma günüdür.
İşte bu anlayışla bir araya gelen milyonlar olarak Türkiye’nin özellikle son bir yılda içine sokulduğu duruma dair tespitlerimiz ve en acil şekilde yerine getirilmesi gerekenlere ilişkin çağrımız şudur:
MALTEPE ADALET ÇAĞRISI
1-15 Temmuz darbe girişimini bir kez daha açık ve kesin bir dille lanetliyoruz. 15 Temmuz gecesi TBMM’nin kararlı, onurlu duruşu ve halkımızın sokağa çıkarak FETÖ darbe girişimine karşı direnmesi ülkemizin anayasal ve demokratik kazanımı olmuştur. Biz buna sokağın/halkın 15 Temmuzu diyoruz. Ancak bu darbe girişiminin siyasi ayağının ortaya çıkarılması iktidar tarafından bilinçli olarak engellenmektedir. 249 şehidimizin aziz hatırası ve 2301 gazimiz için Fetullah Gülen Terör Örgütünün siyasi ayağı ortaya çıkarılmalı ve gerçek darbecilerden hesap sorulmalıdır.
2-İktidar tarafından 15 Temmuz darbe girişimi fırsat bilinerek, 20 Temmuz darbesi yapılmıştır. 20 Temmuz’da OHAL ilan edilmiş ve TBMM’nin yetkileri gasp edilmiştir. Biz buna Sarayın 15 Temmuzu diyoruz. Bir sivil darbeye dönüşen OHAL uygulamaları yasama, yargı ve yürütme gücünü tek kişide toplamıştır. OHAL derhal kaldırılmalı ve hukuk düzeni evrensel ilkelere uygun olarak yeniden tesis edilmelidir.
3-Yargıyı siyasetin emrine vermek demokrasiye ihanettir. Dolayısıyla demokrasinin, can ve mal güvenliğinin vazgeçilmez kuralı olan yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı sağlanmalıdır. Adil yargılanma hakkı eksiksiz bir şekilde uygulanmalıdır. “Kolektif suç” gibi insan haklarına aykırı uygulamalardan vazgeçilmelidir.
4-Bugün, OHAL uygulamalarıyla mağdurların yargıya erişim ve sosyal güvenlik hakları ellerinden alınmıştır. OHAL mağdurları adeta “sivil ölüme” terkedilmiştir. Mağdurların yargıya erişim ve sosyal güvenlik haklarını kısıtlayan bütün uygulamalara hukuk devletinin gereği olarak son verilmelidir.
5-20 Temmuz sivil darbesinden sonra, 15 Temmuz darbe girişimiyle veya onun arkasındaki örgütle hiçbir ilişkisi bulunmayan, ama sırf Hükümete muhalif görüldüğü için bütün haklarından yoksun kılınan akademisyenler ve diğer kamu görevlileri görevlerine iade edilmelidir. Anayasa Mahkemesinin içtihatları dikkate alınarak, tutuklu milletvekilleri derhal serbest bırakılmalıdır.
6-150’nin üzerinde gazetecinin hapiste olduğu bir ülkede demokrasiden laf edilemez. Sadece mesleklerini yaptıkları için tutuklanan gazeteciler derhal serbest bırakılmalı, medya üzerindeki bütün baskılara son verilmelidir. Düşünceyi ifade özgürlüğünün önündeki bütün engeller kaldırılmalıdır.
7-OHAL koşullarında, serbest tartışmanın yapılamadığı bir ortamda ve üstelik “devletin bütün imkânları seferber edilerek” gerçekleştirilen Anayasa değişikliği gayrimeşrudur. Toplumun ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlayan anayasa yerine, bir kişinin beklentilerine yanıt veren bir Anayasa değişikliği Yüksek Seçim Kurulu’nun yasadışı kararıyla yürürlüğe konulmuştur. Bu bir “mühürsüz seçimdir.” Türkiye gayrimeşru bir anayasa ile yönetilemez, yönetilmemelidir.
8-Demokratik parlamenter sistem üzerindeki her türlü vesayet kaldırılmalıdır. Din ve vicdan özgürlüğünün güvencesi olan, insan haklarına dayalı demokratik, laik, sosyal hukuk devleti güçlendirilmeli, liyakat esası kamuda göreve başlama ve yükselmede esas alınmalıdır. Eğitimde laiklik ilkesinin aşındırılmasına son verilmeli ve toplumsal adaletsizliği yeniden üreten eğitim politikaları değiştirilmelidir.
9-Sadece hukuk alanında değil, toplumsal yaşamın bütün alanlarında yaygın bir adaletsiz düzen devam etmektedir. İşsizlik, yoksulluk, insanca yaşam ücretinden yoksunluk, örgütsüzlük, ayrımcılık, yaygın şiddet, terör gibi çok geniş bir yelpazede yaşanan toplumsal adaletsizliklerin giderilmesi için ortak irade geliştirilmelidir. Toplumsal barışımızı bozan bütün antidemokratik uygulamalara eşit yurttaşlık temelinde son verilmelidir. Toplumsal adaletsizliğin en vahim görünümlerden biri olan kadınlara karşı ayrımcılığın önüne geçilmeli, kadınların özgürlük alanları korunmalı, kadın hakları toplumsal hayatın her alanında uygulanmalıdır.
10-Son zamanlarda uygulanan saldırgan dış politika ülkemizin içindeki adaletsizlikleri de kökleştiren bir kısırdöngü yaratmıştır. Hak sadece iç politikaya ve toplumsal yaşama değil uluslararası ilişkilere de hâkim olmalıdır. Türkiye coğrafyasındaki bütün halklara, bütün kimliklere kardeşçe, adilane yaklaşan, barışçıl ve uluslararası hukuka saygılı bir dış politikaya dönüş yapmalıdır. Türkiye yüzünü insan haklarına, hukuk devletine, adalete önem veren milletler ailesine çevirmelidir.
Hukuka ve Anayasaya saygı, adaleti sağlamanın ilk koşuludur. Hukuk güvenliğinin olmadığı ve adaletin gerçekleşmediği bir toplumda, kamu düzeni ve toplumsal barış sağlanamaz. Adaletsiz toplum ise, insan haysiyetinin zedelendiği bir toplumdur.
Bu “Adalet Çağrısı”; adaletin, insan haysiyetine saygının ve toplumsal barışın temeli olduğu inancıyla hazırlanmıştır.
Bu mücadele bizim mücadelemiz. Ve biz Türkiye’yiz. Hak isteyen, barış isteyen, demokrasi, eşitlik, özgürlük ve kardeşlik isteyen Türkiye’yiz. Biz dünyadan kopmak değil, dünya ile barış içinde kardeşçe yaşamak isteyen Türkiye’yiz. Biz kavga değil huzur isteyen Türkiye’yiz. Biz halkız. Bu yol bizim yolumuz, bu meydanlar bizim meydanımız. Bu memleket bizim memleketimiz.
Bu mücadele hak mücadelesi… Bu yürüyüş bizim yürüyüşümüz. Bu çağrıdaki bütün taleplerimiz karşılanıncaya kadar durmayacağız. Bu yürüyüş artık başladı. Korku duvarlarını yıkacağız. Hak yürüyüşümüzün bu son günü yeni bir başlangıçtır… Yeni bir ilk adımdır.
Bu bağlamda Yasama/yürütme ve yargı erklerini kullanan bütün yetkililere bu uyarılarımızı iletirken, siyasal partileri, toplumun farklı kesimlerini, sivil toplum örgütlerini ve bütün yurttaşları, bildirinin hedeflerini sahiplenmeye ve hayata geçirmek için mücadeleye çağırıyoruz.